BAYAN PEREGRINE’İN TUHAF ÇOCUKLARI

NE UYKUDUR NE ÖLÜM YAŞARKEN ÖLENLERİNKİ DOĞDUĞUN EV GENÇLİK GÜNLERİNDEKİ DOSTLARIN YAŞLI ADAM VE GENÇ KADIN GÜNÜN YORGUNLUĞU VE ONUN ÖDÜLÜ YİTİP GİTMEKTE TÜMÜ ANILARA KARIŞMAKTA ELDE TUTMAK NE MÜMKÜN -Ralph Waldo Emerson

BAYAN PEREGRINE’İN tuhaf çocukları 4 serilik bir kitaptır. Bu kitabı uçağım aktarmalı olduğu için havaalanın da canım sıkılmasın diye almıştım iyiki de almışım fantastik ve gizem gerilim sevenlerin hiç sıkılmadan okuyabileceği bir kitaptır.

Jacop küçüklüğünü büyükbabası Abraham Portman’ın anlattığı olağanüstü hikayeleri dinleyerek geçirmiştir. Büyükbaba Portman’ın yetimhane de kalması, savaşlara katılmış olması buharlı gemilerde okyanusları aşması ve en az üç dil bilmesi çocukken onu çok etkilemişti. büyük babasının sürekli adada ki yetimhane de uçan, karnında arı yuvası taşıyan, dev kayaları kaldırabilecek tuhaf yeteneklere sahip çocuklarla birlikte büyümesini, bu çocukları canavarlardan koruyan bir kuş olduğunu ve dedesinin canavarla savaşma hikayesini dinlemeyi çok severdi. Biraz büyüdükçe bu hikayeleri sorgulamaya başlamış ama büyük babasını üzmemek için ona inanmaya devam etmişti. Bir gün okulda bu hikayeleri anlatınca ‘peri oğlan’ lakabının üzerinden ayrılmayacağını anlamış ve dedesinin hikayelerini dinlemekten vazgeçmişti. 15 yaşına geldiğinde bir gün iş yerine telefon eden dedesi ona canavarların onu almaya geldiğini silah dolabının anahtarını ne yaptığını soruyordu artık iyice yaşlandığı için kafayı yediğini düşünmüştü. Yıllarca her yerden topladığı silahları tuttuğu dolabı vardı ve artık iyice yaşlandığı için bu dolabı babası kilitlemiş anahtarını saklamıştı. Dedesine canavar diye bir şey olmadığını, onları gençken öldürdüğünü anlatmış ve onu dinlemeyerek telefonu kapatmıştı. yine de aklı kaldığı için arkadaşıyla beraber onu kontrole gitmiş ve dedesini bahçede kanlar içinde yarı ölü olarak bulmuştu. Elinde mektup açacağı vardı kendini bununla savunmaya çalışmış ve son nefesini verirken ona ‘adaya git’ ‘kuşu bul’ ‘ döngünün içinde’ ‘3 Eylül 1940’ demişti. Ne demek istediğini tam anlamasa da ‘tamam’ demişti. Birden sarmaşıkların arasından gelen ses ile irkilmiş, oraya baktığında ise bir şey görmüştü. Gördüğü şey ile gözlerini sonuna kadar açıp olduğu yerde kalakalmıştı. O sırada aklına dedesinin sözleri geldi ‘Korkunç derecede kambur, çürümekte olan, siyah gözlü canavarlar‘ tam da dedesinin betimlediği gibi karşısında duran canavar ile adeta nutku tutulmuştu. tek bir kelime edemiyor, vücudu uyuşmuş gibi hissediyordu. Bu durum arkadaşının gelmesiyle yok olmuş ve canavar ortalıktan kaybolmuştu. Dedesi ise öylece kollarında ölmüştü. Aradan bir süre zaman geçmişti fakat buna rağmen Jacop aklından bir türlü o gördüğü şeyi çıkaramıyordu. Dedesinin anlattığı her şeyin gerçek olma ihtimali, Beyninde yer edinmişti. O tuhaf çocuklar o yetimhane orayı koruyan kuş aklı almıyordu tek yapabileceği şey Ada’ya gidecek, gerçekleri öğrenecek ve aklında ki tüm kuşkulara bir son verecekti.

BAYAN PEREGRINE’İN TUHAF ÇOCUKLARI KİTABININ YAZARI RANSOM RIGSS kimdir? tıklayınız.